Anasayfa Kimler Online
Go Back   Masalca > İslam ve Din Bölümü > Islamiyet Hakkinda Hersey, Dini Sözlük, Dualar vs.. > ALLAH (Celle Celâlühü)
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et



Allah'ın Varlığını İspat eden Deliller (İSBÂT-I VÂCİB)

Islamiyet Hakkinda Hersey, Dini Sözlük, Dualar vs.. kategorisinde ve ALLAH (Celle Celâlühü) forumunda bulunan Allah'ın Varlığını İspat eden Deliller (İSBÂT-I VÂCİB) konusunu görüntülemektesiniz.
Allah'ın Varlığını İspat eden Deliller (İSBÂT-I VÂCİB) Dış Alemlerden Çıkarılan Tabi î Deliller Allah'ın varlığına en büyük delil, şu muhteşem ...



 
Seçenekler
  #1 (permalink)  
Alt 10-11-2008, 17:35
EKoL EKoL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Standart Allah'ın Varlığını İspat eden Deliller (İSBÂT-I VÂCİB)

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


Allah'ın Varlığını İspat eden Deliller (İSBÂT-I VÂCİB)

Dış Alemlerden Çıkarılan Tabiî Deliller

Allah'ın varlığına en büyük delil, şu muhteşem kâinat ve o kâinat içinde yaşayan varlıklar, cereyan eden işler ve olaylardır. Kâinat, âdeta bir kitab gibi, her cümlesi, her satırı, her kelimesi ve her harfiyle Allah'ın varlığını göstermekte; birliğini isbat etmektedir. Kâinatın Allah'ın varlığına olan bu şehadeti, şu cümlede vecîz bir şekilde ifade edilmiştir:
"Kâinatta atomlardan galaksilere kadar her bir varlıkta, Allah'ın varlığına ve birliğine delâlet eden nice âyetler, işaretler, şehadetler vardır." "Allah'a giden yollar, mahlûkatın nefesleri sayısıncadır" sözü de aynı mânayı ifade etmektedir. Kâinat kitabının ihtiva ettiği bu delilleri, başlıca 4 grupta toplayabiliriz:
1. Hudûs (sonradan vâr olma) delilleri: Bunlar kâinatta görülen varlıkların hal ve sıfatlarından çıkarılan delillerdir. 2. İmkân delilleri: Bunlar, âlemin yoktan vâr edilmesinden çıkarılan delillerdir. 3. Hareket delili: Maddede bulunan hareket özelliğinden çıkarılan delildir. 4. İbdâ ve gâye delili: Âlemdeki nizamdan ve her şey'in bir gâyeye göre yaratıldığı esasından çıkarılan delildir.


Hudûs Delileri

Bu âlemin hâdis olduğuna, yani, sonradan vâr olduğu ve bu bakımdan evveli olmayan kadîm bir yaratıcıya muhtaç bulunduğuna dair birçok deliller ile sürülmüştür. Bunları iki delil halinde hulâsa etmek mümkündür: 1. Cisimlerin hudûsu esasına dayanan delil. 2. İhtirâ (îcad etme) delili. 1 - Cisimlerin hudûsu esasına dayanan delil, İslâm İlâhiyat âlimleri olan Kelâmcıların delilidir. Bu delili şöyle bir kıyasla beyân ederler: Bu âlem, sûreti ve maddesiyle hâdistir. Yani, cisimlerin sûreti de, maddesi de yok iken sonradan vâr edilmiştir. Her hâdis mutlak bir muhdise (mûcid ve yaratıcıya) muhtaçtır. O halde bu âlem de bir muhdise muhtaçtır. O da Allah Teâlâ'dır.





İmkan Esasına Dayanan Deliller

Bu metodla Allah'ın varlığını isbat, bâzı kelâm âlimleri ile İslâm feylesoflarının yoludur. Bu deliller de pek çoktur. En meşhuru, "Bu âlemin mümkin olması delili"dir. Bu delil, kıyas yoluyla şöyle ifade edilmiştir: Bu âlem bir mümkinler mecmuasıdır.


Madede Bulunan Hareket Vasıtasıyla Allah'ı ispat delili

Bâzı ilâhiyatçılar da, hudûs delilinde zikri geçen maddenin daima hareket hâlinde oluşundan çıkarılan bir delil ile, Allah'ı isbat ederler. Bu delilin hulâsası da şudur: Şu âlemde bulunan madde ve ondaki hareket, bugün ilmen sâbittir. Bu madde ve ondaki hareket, ezelî değildir. Vücûdu vâcib olan Allah'ın îcadı ve tahrîki iledir. Gerçekten de günümüzdeki gelişmeler, kâinatla ilgili ortaya konulan yeni bilgi ve teoriler, bize kâinatın kadîm ve ezelî olamıyacağını apaçık göstermektedir. Bilhâssa kâinatın doğuşu ile ilgili Bigbang teorisi, maddenin ezeliyet ve kıdemini temelden yıkmıştır.



İbdâ ve Gâye Delili

İbdâ': Bir şey'i, benzeri veya örneği olmadan güzel ve mükemmel bir şekilde vücuda getirmektir. Gâye ise, bir şey'in neticesi; o şey'in varlığına bağlı fayda ve onun vücudunu gerektiren hikmet demektir. Bu delil, Sokrat'tan bu yana, bütün ilâhiyatçı filozofların önem verdiği bir delildir. Diğer bir adı da "Nizam" delilidir. Kur'an-ı Kerîm'de âlemdeki ibdâ ve gâyeyi belirten pek çok âyet vardır. Büyük İslâm filozofu İbn-i Rüşd bu bakımdan bu delili, Kur'an'ın delillerinden sayar ve "inâyet delili" adını verir. Bu delil, kâinatı ve kâinatın cüzlerini ve nevilerini bozulmaktan, dağılmaktan kurtarıp bütün hususiyetleriyle birlikte intizam altına alan ve kâinata hayat veren muhteşem bir nizamın varlığı esasına dayanmaktadır. Kâinatta tecelli eden bütün hikmetlerin, faydaların menşe'i bu nizamdır. Kur'an'da varlıkların menfaat ve maslahatlarından bahseden bütün âyetler, bu nizamı göstermektedir. Binaenaleyh bütün maslahatların ve menfaatlerin mercii olan ve kâinata hayat veren böyle bir nizam, elbette bir Nâzım'ın vücuduna delâlet eder. Ayrıca o Nâzımın kasd ve hikmetini de gözler önüne serer. Kâinat nizamının varlığı, bugün ilim ve fenler tarafından bütün açıklığı ile ortaya konulmuştur. Çünkü, fen ilimlerindeki küllî kanunlar ve umumî prensipler, kâinat nizamının yükseklik ve güzelliğinin reddi imkânsız şâhidleridirler. Nizam olmasa, külliyet ve kanuniyetten söz edilemez, fen ilimlerinin varlığından bahsedilemezdi. Allah'ın varlığını isbat sadedinde dış âlemden çıkarılan tabiî delillerin hulâsası budur. Konuyu İbn-Rüşd'ün şu cümlesiyle tamamlıyalım: "Allah'ın varlığını tam mânasıyla anlamak ve bu hususta tam bir bilgi sahibi olmak isteyenler için, yeryüzündeki varlıkları incelemeleri vâcibdir. [Bu hususta yazılan ilmî eser ve incelemeleri okumak da kifâyet eder]. İnsanı Allah'ı bilmeye ve O'na inanmaya götüren en doğru yol da budur


Akıl Yoluyla Çıkarılan ****fizik Deliller

Batılı ilâhiyatçı filozoflar, Allah'ın varlığını isbat için birçok aklî deliller ileri sürmüşlerdir. Bunların en mühimi, modern felsefenin kurucusu olarak bilinen meşhur Fransız filozofu Dekart (Descartes) tarafından ifade edilen, "kemâl" ve "nâmütenâhî" fikirlerine istinad ettirilen iki ****fizik delildir. Bu iki delil, birbirinin tamamlayıcısı mahiyetindedir. Hulâsası şudur: İnsanın noksan bir varlık olmasına rağmen, nâmütenâhî (sonsuzluk) fikrini taşıması; kemâl sıfatlarına sâhip, nâmütenâhî bir varlığın vücudunu göstermektedir. O da bütün kemâllerin ve sonsuzluğun sâhibi Allah'tır.


Beşer Tabiatından Çıkarılan Ahlaki ve Vicdani Deliller

Bu konuda ileri sürülen başlıca deliller şunlardır:

1. İnsanlık tarihi ve umumun şehâdeti delili: İnsanlık tarihi bize en ilkel devirlerden beri her asırda yaşayan insanlarda din inancının ve Allah fikrinin var olduğunu göstermektedir. Bütün insanlar her asırda İlâhî bir kudretin varlığına inanagelmişler ve bir dine sâhip olmuşlardır. Nereye gidilmişse orada basit ve bâtıl bile olsa, din ve Allah fikrine rastlanmıştır. Geçmiş devirlerde çeşitli şekillerde putlara tapanlar, ateşi, yıldızları takdîs edenler dahi bütün bunların üstünde büyük bir kudretin vâr olduğuna, her şey'i yaratan ve terbiye eden, esirgeyen sonsuz bir varlığın mevcudiyetine inanmışlar; dış âlemde taptıkları şeyleri O'na yaklaşmak için birer vesile edinmişlerdir. Cinsleri, devirleri ve memleketleri ayrı, birbirini tanımayan milletlerde görülen bu mutlak inanç birliği; din fikrinin umumî, Allah inancını fıtrî olduğunu isbat etmektedir. Fıtrat yalan söylemeyeceği için, bütün insanlar arasında görülen bu fikir ve şuur birliği, yersiz ve asılsız bir şey olamaz. O halde insanlık tarihinin ittifakla kabûl ettiği Allah fikri, şübhe götürmez bir gerçeği ortaya koymakta ve Cenâb-ı Hakk'ın varlığına kuvvetli bir delil teşkil etmektedir.

2. İnsanın fıtratından ve taşıdığı duygulardan çıkarılan deliller: İnsanın duygularında, arzu ve isteklerinde bir sonsuzluk vardır. Ruhunda hayra ve güzelliğe doğru büyük bir meyil ve sonsuz bir hasret mevcuttur. Sonra insanlarda akıl ve idrâk, irade ve ihtiyar da bulunmaktadır. Mahdut ve noksan olduğu halde, sonsuz bir hayra ve en mükemmele doğru yönelen bu duygular, şübhe yok ki, sonsuz ve ekmel olan bir varlığın yani Allah'ın mevcudiyetini isbat etmektedir. Ayrıca, insan fıtrat ve vicdanında, düşmanlarına mukabil istinad noktası, ihtiyaçları karşısında da istimdad noktası olmak üzere iki zarurî hakikat vardır. Bu hakikatler, ancak Allah'ın varlığına dayanır ve O'nun sonsuz kudretinden yardım görürse bir mâna ve değer kazanabilir. Her vicdanda ve fıtratta bulunan bu istinad ve istimdat noktaları, Allah'ın varlığını gösteren birer pencere olmaktadır. Bu bakımdan insan aklı, düşünme melekesini kaybetse bile, vicdan Allah'ı unutmaz. Allah'ın varlığını isbat için serdedilen delillerin umumî bir değerlendirilmesini yapacak olursak: Kelâmcıların kullandıkları hudûs ve imkân delilleri, uzun ve anlaşılması zor delillerdir. Bu sebeble vehimlerden uzak kalamamıştır. Filozof ve ilâhiyatçıların aklî delilleri ise, o da vesveselerden bütünüyle uzak değildir. Bunlar dışında, Kur'an'ın ortaya koyduğu 2 delil vardır ki, bunlar Allah'ın varlığını isbat (isbât-ı vâcib) konusunda serdedilen delillerin en kuvvetlisi, en sağlamı, tereddüdlerden en uzak olanıdır. Bu iki delilden birisi, nizam veya diğer ifadeyle inâyet ve gâye delilidir. İkincisi de ihtirâ delilidir... Bunları yukarıda kısaca izah etmiştik...


OKUMA PARÇASI:KAİNATTAKİ NİZAM KENDİ KENDİNE OLMAZ

"Derinliğine düşündüğünüzde ilimlerin sizi Allah'ın varlığına inanmaya zorladığını göreceksiniz." Lord Calıin (Fizik âlimi) İlimler, kâinattaki nizamın ele alınarak incelenmesinden doğmuştur. Tabiattaki kanunlar tesadüflere bağlı olarak değişse idi, meselâ: Güneş ve ay'ın doğuş ve batışları intizamlı olmasaydı, bunlar hakkında yapılan ilmî araştırmalar sağlıklı olmayan neticesiz çalışmalar olacaktı, bunlarla alâkalı ilimlerden bahsetmek de mümkün olmayacaktı. O halde kâinattaki âhenk bizi bu değişmez nizamın nasıl meydana geldiğini düşünmeye zorlayacaktır.
Nizam, tesadüflerin bir neticesi olamaz. Çünkü tesadüfler kördür ve akıl doğrultusunda ilerleyemez. Yalnız tesadüflere bağlı bir âlem, ister istemez intizamsızlığa doğru gider. Şu halde bu nizam nasıl meydana gelmektedir? İntizamsızlık kendiliğinden meydana geldiği halde, muntazam hâl ancak bir Tanzim Edici'nin varlığıyla mümkündür. Kâinatın Tanzim Edici'si de, atomdan yıldızlara, hücreden insana kadar herşey'e hükmeden, mutlak kudret sâhibi bir Zât olmalıdır. Kesin bir irade, sonsuz bir ilim, nihayetsiz bir kudret sâhibi olan bu Zât, yani Allah, kâinattaki muhteşem nizamı koyabilir ve koruyabilir. Yoksa kâinata zerre kadar bir tesadüfün karışması hâlinde, kâinattaki intizamın karmakarışık olması işten bile değildir. Âlemdeki nizam ve bu nizamda meydana gelen en ufak değişikliklerin ne kadar büyük neticeler meydana getireceğini, bâzı hayret verici gerçeklere göz gezdirdiğimizde anlayabiliriz.

1 - Dünyamızdan 1.400.000 defa daha büyük ve dış kısmındaki ortalama sıcaklığı 6.000 derece santigrad olan güneş fırını, dünyamızdaki canlıların en mükemmel istifade edebileceği mesafededir. Milyonlarca yıldır bu kararlılık devam etmektedir. Dünyamızın sıcaklığı 50 derece artsa veya eksilse idi bütün bitkilerle birlikte insanlar da, yanarak ya da donarak ölürdü. Dünyanın bu ideal sıcaklığa sâhip oluşu daha pek çok şartlara bağlıdır. Meselâ: Dünya, güneşin etrafında saniyede 30 km.'lik bir hızla döner. Bu hız şayet saniyede 10 ya da 70 km. olsa idi, güneşe olan uzaklık ya da yakınlığımız, yaşamamıza engel teşkîl ederdi. (Güneş ile dünyamız arasındaki çekim kuvveti, dünyamızın sür'atinden dolayı sâhip olduğu merkezkaç kuvveti tarafından dengelenmektedir. Dünyamızın sür'atinin değişmesi, dolayısıyla merkezkaç kuvvetinin artmasını veya azalmasını netice vermekte, bunun karşılanabilmesi için de güneşle dünya arasındaki mesafenin değişmesi gerekmektedir.)
2 - Aralarında 380.000 km.'lik uzaklık olan dünya ve ay'ın kütle çekimlerinden dolayı denizler, akarsular kabarıp alçalmaktadır. Gel-git veya medd ü cezir adı verilen bu hâdiseden, Fransa, Kanada, vs. gibi ülkeler faydalanarak, barajlar yapmak suretiyle milyonlarca kilovat saatlik enerji sağlamaktadır. Dünya ile ay arasındaki bu çekim dengesi değiştiği takdirde, yani, arada mesafe farklılaşması meydana geldiği zaman yeryüzü sular altında kalacak ve yeryüzünden hayat silinecekti. 3 - Dünyamız, güneş ve diğer yıldızlardan gelen ışınlara ve her saat başımıza yağan yüzlerce meteor taşına karşı üçlü bir korunma sistemi ile çevrilidir. Bu sistem olmasa uzaydan gelen kozmik ışınlar ve meteor taşları bir anda yeryüzündeki canlılığı tamamen söndürebilir. Bu üçlü sistem şöyledir: a - Yarı çapı 100.000 km. olan manyetik koruyucu alan. b - Atmosferin üstünde üçgen prizma şeklinde bir ağ tabakası gibi kurulu olan ozon tabakası. Bu tabakada güneşten gelen ışınların canlılara zararlı kısmı emilmekte, gerisi gönderilmektedir. c - Kalın atmosfer tabakası. Astronomi ilminden açılan pencereden görülen bu gerçekler, bizi en büyük hakikata götürmekte ve kâinatın mutlak bir tercih, kesin bir irade ve sonsuz bir kudret eseri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tercih, irade ve kudret ise, âlemlerin yaratıcısı, sâhibi olan Allah'a mahsustur.









"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



The Following 2 Users Say Thank You to EKoL For This Useful Post:
salih (11-15-2009)
  #2 (permalink)  
Alt 04-11-2011, 10:15
Bedelim Bedelim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Standart

Rabbimizi bize tanıtan üç büyük tanıtıcı vardır
1.Peygamberimiz Hz. Muhammed(S.A.V)
2.Kuran-ı Kerim
3.Kainat
Biz de Kainat delilinden hareket ederek Allah’ın varlığını ve Birliğini ispat etmeye çalışacağız:



A-KAİNATTA ALLAH’IN VARLIĞINI İSPAT EDEN DELİLLER





Çevremizdeki varlıkların nasıl meydana geldiği konusunda dört görüş ortaya atılabilir:
  1. Varlıkları sebepler yaratıyor
  2. Herşey kendi kendine oluyor
  3. Tabiat (Doğa) yaratıyor
  4. Her şeye gücü yeten, sonsuz ilim ve kudret sahibi ALLAH yaratıyor
Varlıkların varolabilmesi bu dört şıktan başka bir yol yoktur.Öyle ise ilk üç görüşün yanlış ve imkansız olduğu ispat edilirse, geriye 4. şık olan Allah’ın yaratması doğru olarak kalacaktır.




1.Şık: Varlıkları sebepler yaratamaz: (Eczane Misali):

Mesela bir eczanede ilaç yapımında kullanılan çeşitli maddelerle dolu yüzlerce kavanoz bulunuyor. Biz bu ilaçları inceliyoruz

İlaç yapımında kullanılan maddelerin her birinden hassas ölçülerle, mesela birinden 1 mg, diğerinden 2 mg, bir başkasından 0,5 mg alındığını gördük. Eğer birinden 0,1 mg eksik veya fazla alınsa, o şey ilaç olma özelliğini kaybedecek, zehir olacak.







Şimdi biz bu ilaçların nasıl meydana geldiğini düşünürken karşımıza iki yol çıkıyor:

a) Bir rüzgar esti. Kavanozları devirdi. İlaç için lazım olan maddeleri kavanozlardan hassas ölçülerde alarak bir araya getirdi ve o şifa verici ilacı yaptı.

b) Bir çok kavanozların her birinden hassas ölçülerle alınıp yapılan bu ilaçlar; çok hünerli, bilgili, tahsil görmüş, tecrübeli bir eczacıyı veya kimyageri göstermektedir.




Aynı şekilde kainat da bir eczane gibidir. Her şey ince ölçülerde yaratılmıştır.Mesela havanın %78’i azot, % 21’i Oksijendir.Yine dünyanın ekseninin yörüngesine açısı 23° 27’ dır ki, bundan mevsimler meydana geliyor. Bütün canlı türlerinin belli sayıda kromozomu vardır.Mesela insanın 46 kromozomu vardır. İnsanın kanında belli sayıda alyuvar ve akyuvar vardır. İşte bu hassas ölçüler de elbette ki sebepler tarafından tesadüfen olamaz. Nasıl bir ilacı yapan bir eczacı varsa, bu büyük kainat eczanesinde, her şeyi mükemmel bir ilaç gibi harika bir şekilde yaratan, sonsuz bilgili, sonsuz güçlü ve kuvvetli olan bu kainat eczanesinin sahibi olan “ALLAH” vardır.


2. şık: Hiçbir şey kendi kendine olamaz:

Bir iğne ustasız olmaz. Bir harf katipsiz olamaz. Nasıl olur da bu mükemmel kainat sahipsiz olur.

3. şık: Tabiat (Doğa) yaratıcı olamaz:
a) Varlıklarda, özellikle insan ve hayvan gibi hayat sahiplerinde,Onları böyle yapabilmek için sonsuz görmeyi, sonsuz bilmeyi, sonsuz işitmeyi,sonsuz hikmetle ve gayeyle yapmayı gerektiren bir sanat görüyoruz. Eğer bu sanat Allah’a verilmeyip; kör, sağır, düşüncesiz tabiata verilse; tabiatın her şeyinde sayısız makineleri ve matbaaları bulundurması veya her şeyi yaratacak ve idare edecek bir güç ve kuvvet yerleştirmesi gerekir ki bu da imkansızdır
b) Elimize birbirine benzeyen, ama birbirinden farklı yüz tohum alıyoruz. Bunları sırayla, nöbetleşebir saksı toprağa ekiyoruz. Belli bir süre sonra bayıyoruz ki; her biri hem birbirinden ayırt ediliyor, hem de şekilce renkçe, koku ve tatça birbirinden farklı çiçek açıyor,yaprak açıyor, meyve veriyor. Eğer son derece düzenli şu işler Allah’a verilmezse; her bir parça toprakta binlerce son model fabrikaların ve makinelerin bulunması gerekir.
c) Yeryüzündeki her bir damla suda, cam parçasında ve diğer parlak şeylerde güneşin küçücük bir örneğini görüyoruz. Eğer bu şeylerde gördüğümüz güneşçikler gökyüzündeki güneşe verilmezse; o zaman her cam parçasında, her damla suda güneşin bütün özelliklerine sahip, ısı ve ışık veren, görünüşte küçük, ama aslında büyük güneşlerin bulunması gerekir. Bu örnekteki gibi, eğer bütün varlıklarda Yüce Allah’a verilmezse; her bir varlıkta, bir ilah gibi sonsuz bir güç, kuvvet, ilim ve irade bulunması gerekir.
d) Vahşi bir adam, son derece eğitimli askeri bir kışlaya gider. Büyük bir ordunun beraber eğitimlerini, düzenli hareketlerini görür. Bir komutanın emriyle o askerlerin hareket ettiklerini anlayamadığından veya inkar ettiğinden; onların birbirlerine iple bağlı olduğunu hayal eder. O ipin ne kadar harika olduğunu düşünür
Sonra bu vahşi adam, bir Cuma gününde büyük bir camiye gider Kalabalık bir cemaatin, bir imamın sesiyle kalktığını, eğildiğini, secde ettiğini görür. Bunların bu düzenli hareketleri birbirlerine bağlı maddi iplerle yaptıklarını düşünür ve o ipin onları esir ettiğini kabul eder.
İşte bu örnekteki gibi, Allah’ın sayısız ordularının muhteşem bir kışlası olan şu aleme ve Rabbimizin çok düzenli bir mescidi olan dünyaya örnekteki vahşi adamı andıran biri giriyor. Allah’ın yeryüzüne koyduğukanunları birer yaratıcı kabul ederek ona “Tabiat” ismini veriyor.
Oysa “tabiat” denilen şey, bir sanattır, sanatkar olamaz. Bir nakıştır, Nakkaş, yani o nakışı yapan olamaz Bir hükümdür, hakim, hüküm koyan olamaz. Bir kanunlar bütünüdür, kanun koyucu olamaz. Yaratılmıştır, Yaratıcı olamaz
Tabiatı yaratıcı kabul etmek, saatle saatçiyi karıştırmak demektir. Ya da resim ile ressamı karıştırmak gibidir.






<B>
Evet, başta da söylediğimiz gibi, varlıkların var olabilmesi için dört şık var. Bu ilk üç şık imkansız olduğuna göre; geriye dördüncü şık olan “Varlıkları, her şeye gücü yeten Allah yaratmıştır” hükmü doğru olarak kalacaktır.O halde kainatı var eden “ALLAH” tır.




alıntı

Cevapla



Bu Konuyu Beğendiyseniz Facebook'ta Paylaşın

Submit Thread to Bu Konuyu Beğendiyseniz Facebook'ta Paylaşın

Seçenekler


Benzer Konular
Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine sığınmak Hz. Ömer (ra) şam'a doğru yola çıkmıştı. Serg denilen yere varınca, kendisini orduların başkumandanı Ebu Ubeyde b. Cerrah ile komuta kademesindeki...
İspat Etmek Rüya Tabiri (Rüyada İspat Etmek) İspat Etmek Rüya Tabiri (Rüyada İspat Etmek) Rüyada İspat Etmek; İspat, rüyada düşmanlıkla yorumlanır. Rüya­da bir mahkemede olduğunu ve...
Hz. Mehdi (a.s.), Allah'ın Ilhamıyla, ''allah'ın Rızasına En Uygun Tavrı'' Bilecek Ve HZ. MEHDİ (A.S.), ALLAH'IN İLHAMIYLA, ''ALLAH'IN RIZASINA EN UYGUN TAVRI'' BİLECEK VE BU ŞEKİLDE HAREKET EDECEKTİR Dedim ki: HZ. MEHDİ (A.S.)...
Hazreti Isa Allah'ın Oğlu Değildir Allah'ın Peygamberidir HAZRETİ İSA ALLAH'IN OĞLU DEĞİLDİR ALLAH'IN PEYGAMBERİDİR ...
Allah'ın Varlığının Kanıtlanmasında Kullanılan Klasik Deliller Allah'ın Varlığının Kanıtlanmasında Kullanılan Klasik Deliller ALLAH'IN VARLIĞININ KANITLANMASINDA KULLANILAN KLASİK DELİLLER ...

  Son Konular
Yıldırım efektleri...
Farklı projelerde kullanabileceğiniz 305 adet yıldırım resmi mevcuttur. PNG l 79,5 mb BURADAN İNDİR (...   Photoshop Dersleri 
Seçme photoshop brushesleri...
mb BURADAN İNDİR ( mb BURADAN İNDİR ( mb BURADAN İNDİR ( ...   Photoshop Dersleri 
Facebook timeline şablonları paketi...
PSD l 11,3 mb BURADAN İNDİR ( PSD l 10,9 mb BURADAN İNDİR ( PSD l 851*315 pix ...   Photoshop Dersleri 
Photoshopğ dijital cam stilleri...
PSD l 1 ASL BURADAN İNDİR ( ...   Photoshop Dersleri 
Psd fonlar paketi...
PSD l 1920*950 --5315*2656 pix l 212,4 mb BURADAN İNDİR ( PSD l 1772*2506 -- 3543*4724 pi...   Photoshop Dersleri 
Düğün davetiyesi şablonları...
13 PSD l 90,3mb BURADAN İNDİR ( ...   Photoshop Dersleri 
Sağlık web sayfası şablonu...
PSD l 1140*3600 pix l 7,68 mb BURADAN İNDİR ( ...   Photoshop Dersleri 
Düğün Davetiye kartları vektörel çizimleri...
EPS+Aİ+JPG l 141,1 mb BURADAN İNDİR ( ...   Photoshop Dersleri 
Papağan İle Zürafa - Serdar Yıldırım...
Afrika’nın uçsuz bucaksız savanlarında yaşayan bir papağan vardı. Bu papağanın adı Sarp’tı. Sarp hangi ağacın altındaki gölge...   Masal ve Hikayeler 
Oğlak İle Kartal - Serdar Yıldırım...
Bursa Hayvanat Bahçesi’nde kartallar için ayrılan yer çok büyüktü. Buradaki kartallar, tel örgülerle çevrili, yüksek yerde uç...   Masal ve Hikayeler 

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:20.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.


Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content’s copyrights in our page,please click here to contact us.
DMCA.com